![]() | ||||||||||
| ||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
BİZ EĞİTİMSİZLER
11 Mart 2010, 12:05 Eğitim, logaritma cetvelini ezberletmek değildir. Batı Anadolu’daki dağlarla nehirleri kuzeyden güneye doğru sırasıyla ezberlemek ise hiç değildir. Kimya dersinde periyodik cetveli ezberleyemeyenlere ise eğitimsiz denmez. Eğitimbilimciler eğitimi tarif ederken; “istendik yönde davranış değişimi” diye yazarlar. Lakin, biz eğitimciler eğitim denilince hep çocukların karnelerine bakarız. Deneme sınavlarında yaptıkları netlere göre ölçeriz, çocukları. Sakın kimse “adamlık mı yaptığınız?” diye sormasın. Yoksa “cahilsiniz!” der, yerle bir ederiz adamı! Her sabah bağırtırız çocukları: “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım.” Doğruluğun ne olduğunu öğretiriz ama davranışa dönüştürmeyi beceremeyiz. Çalışkanlığın ne olduğunu öğretiriz ama, çalışmayı insanlık gereği olduğunu anlatamayız. Doğru insan, çöpünü yan taraftaki sıranın altına sürer mi? Çalışkan insan verilen görevi aksatır mı? “Küçüklerimi korumak,büyüklerimi saymak” diye bağırttığımız çocuk, sırayla sınıfa giderken yanındaki küçük öğrenciye çelme takar mı? Kendinden birkaç yaş büyük ağabeylerine dil çıkarır mı? “Yurdumu, milletimi özümden çok sevmek” diye haykıran çocuk pergelinin çivisiyle sırasına kalp resmi çizer mi? “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” sözünü veren çocuk, kalem açacağını emanet vermek için niye naz eder? Aslında varlığı istenmez, sadece açacağı emanet istenir ama vermek istemez. Çocuklar suçsuz. Suç bizim. Eğitimi beceremedik. Öğretimde kilitlenip kaldık. Aslında onu da beceremedik. Çünkü kimin neyi öğrenebileceğini bilemedik de ondan. Herkese aynı şeyleri öğretmeye çalıştık. Oysa herkesin öğrenmek istediği ilgi alanı farklıdır da fark edemedik. Çünkü kendimizi eğitmeyi de beceremedik de ondan. Sonra öğrencilerimiz büyüyüp doktor olunca devletten aldığı maaşı yokmuş gibi ameliyat parası istemeye başladı. Aynı sıkıntının büyümüşü değil mi? Hipokrat yeminini ederken bizim andımızı okuduğumuz gibi etmiş de ondan. Öğrencimiz milletvekili olunca; “vatanın bölünmez bütünlüğünü koruyacağıma namusum ve şerefim üzerine and içerim.” diye yemin ediyor. Bakıyorsunuz öyle yapmıyor. İlkokulda andımızı okudu gereğini yapmadığı zaman ne oldu ki? Gene öyle bir şeyler dediğini sanıyor. E, biz de onu alıştırmıştık zaten ki! “Namus, şeref ne demektir?” soramam onlara bu sefer beni de yiyebilirler. Akşam yatağıma uzandığım zaman kendime soruyorum: Sen bu işi yapamıyorsun. İtiraz da edemiyorum. Eğitim işini yapabilseydim bu kadar eğitimsiz doktorlar, mühendisler, iş adamları bürokratlar nerden çıktı. Bazı şeyleri öğretip bırakmışız demekki. *** Arkadaşlarımla bu mevzuları konuşurken hariçten birisinin güldüğünü fark ettim. Gülmesinin sebebini sorduğumda açıldı. Yerleştirdi bizi hedef tahtasına nişana başladı. “Yahu hocam, çıkıyorsunuz televizyona eğitimdeki gelişmeleri anlatacağım diyorsunuz. Dikkat kesilip izlemeye başlıyorum. Başlıyorsunuz yaptığınız derslikleri, aldığınız bilgisayarları, süslediğiniz binaları anlatmaya. Ha eğitim mevzusuna geldiniz diye beklerken televizyon aşk haberlerine geçiyor. Af buyurunuz da, siz eğitimsiz olmayasınız!” Susuyorum. “Hocam, kusura bakma senin anlattıklarından ben bunu öğrendim. Yanlış anladıysam beni de eğit. Eğer kızarsan eğitimsiz kaldığını ele verirsin. Bir çay ısmarla da barışalım.” diyor. Çayını ısmarlıyorum, barışıyoruz. Sakın kızdığını belli etme dayı. Vatandaş anladı galiba. Bu haber 310 defa okunmuştur.
|
GALERİ |
||||||||
|
2010 RizeMEDYA.com Tüm Hakkı Saklıdır Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||