![]() | ||||||||||
| ||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
SADECE İNSAN OKUR
17 Ağustos 2010, 09:11 “İnsan düşünen bir varlıktır” itiraz etmeyiz. Lakin kendi aklıyla düşünmesi gerek. Kendi emellerini hayata geçirebilmek için fikir yürütmek/üretmek gerek. Sevdiğin insanlar nasıl düşünmeni istiyorsa öyle düşünmek, düşünmek değildir. Hayata hep eleştirel mantıkla bakmak lazım. Bazen sevmediklerini takdir edebilmeli, bazen da sevdiklerini eleştirebilmelisin. Son zamanlarda yaygın bir düşünce kırıntısı moda olmuş: “Aslında benim de aklıma yatmadı ama büyüklerimizin vardır bir bildiği.” veya “Esasen ben de istiyorum ama büyüklerimiz istemediğine göre demek ki gereksizdir.” Böyle bir düşünce yapısı olmaz. Başkalarının düşündüğü gibi düşünmeye çalışmak beynini kiraya vermek değil de nedir? Hem de ücretsiz vermek. Beynini verdiğin zat/gurup veya zümre de beynini (yani seni) istediği gibi kullanması demektir. İnsana bu eylemin yakışmadığını birilerinin söylemesine de gerek yoktur sanırım… Bu hatayı hep yapmıyor muyuz? Babaya itiraz etmek ayıp… Annenin her dediği doğru… Amirin fikrini beğenmemek yürek ister… Saplandığın ideolojinin her tezi doğru!.. Parti liderinin her dediğinin kesinlikle bir hikmeti vardır!.. Sevmediğin adamın doğru konuşma şansı hiç yok!... “Gel otur konuşalım demokrasi işlesin ama ben ne dersem o olur!” Yok böle bir hoyratlık… Bir fıkra: Temel oğluna ders çalışmasını telkin edermiş. Takıldığı yerlerde de kendisine sorarak öğrenmesini söylermiş. Çocuk takılmış. Babasına sormuş fakat cevap alamamış. Birkaç soru daha sormuş hiçbirinden cevap alamayınca daha sormamış. Temel; “oğlum daha sormuyorsun, nasıl öğreneceksin. Sor ki öğrenesin.”demiş. Bizim demokrasi buna benzemedi mi Allah aşkına. Aşk, gözü kör eder. “Aşk, sevgilinin eğri bacaklarını düz görme sanatıdır” Çılgınca sevdalanmaktan vaz geçmek gerekmez mi? Çılgınca nefreti bırakmak akıllılık değil midir? Sevgilinin hatalarını eleştirmediğimiz sürece veya sevmediklerimizin güzelliklerini alkışlamadığımız sürece beynimizi de bedenimizi de kullanacaktır hoyratlar. Okumadan âlim olmaktan, yazmadan kâtip olmaktan vaz geçmemiz gerek. Ağası eleştirdi diye eleştirenler, ağası beğendi diye alkışlayanlar kendi beyinlerini hangi işlerde kullanırlar Allah’ınızı severseniz? “Bedava peynir, sadece fare kapanında bulunur” unutmayalım. Okumak beyni kullanmaktır. Dinlemek, okumadan olursa edilgen bir hayatı seçmektir. Edilgen insanlar sadece bedenen insandır. 4. sınıfı okuttuğum yıllarda öğrencilerime günde 20 sayfa kitap okumaları karşılığında istedikleri üniversiteyi söz verdiğimde çocuklar inanmamıştı. Bir de ekleme yapmıştım: günde 20 dakika da sayısal derslere çalışmak yeterlidir demiştim. Bakınız: günde 20 sayfa okuyan, yılda 7300 sayfa kitap okumuş olur. 4. sınıftan lise sona kadar 9 yıl vardır. 7300X9=65700 sayfa eder. Türkiye’de hayatı boyunca 65700 sayfa kitap okuyan kaç kişi vardır. Buna bir de 65700 dakika sayısal çalışmayı da eklerseniz sizi kim tutabilir. Bu tezi kabullenen ve bugün iyi yerlerde bulunan öğrencilerimden bir de dinleseniz. Bireysel eğitimini tamamlayamayan milletler daima başkaları tarafından yönetilir. Bu başkaları da çoğu zaman sömürgeci milletlerin ajanlarıdır unutmayalım. Bugünkü kavgalarımızın özünde bu hastalık var aslında. “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” Suçluyu nerde arıyordunuz? Bu sütten bu kaymak çıkacağı belli değil miydi? Papağan da konuşur, ama duyduklarını söyler. Okumak sadece insanlara mahsus bir eylemdir. Sadece duyduklarıyla yaşayanlar fiziksel olarak insana benzeseler de… Bu haber 448 defa okunmuştur.
|
GALERİ |
||||||||
|
2010 RizeMEDYA.com Tüm Hakkı Saklıdır Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||