![]() | ||||||||||
| ||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
VER SIRTINI TOPRAĞA
10 Kasım 2010, 09:04 “Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira; ne yeri yarabilirsin, ne de boyca dağlara erişebilirsin.” Yaratan böyle uyarıyor bizi. Bütün insanların metabolizmaları aynı… Ortalama ömür herkes için eşit… Her an ölmeye aday bir vücut… Öyle ayarlanmış bir dünya ki; hiç kimse buradan bir şey alıp gidemiyor. Ne servetin bir anlamı var… Ne makamın kalıcılığı var… O zaman hiçbir şeyin sahibi değiliz demektir. Öyleyse, sahibi olmadığımız şeylerin zehirli gururunu yaşayarak hücrelerimizi niye zayii ederiz bilmem. Filozof sanırım bu psikolojiyle şu okkalı tahlili yapar hayatla ilgili: “Faniyim, fani olanı istemem. Acizim, aciz olanı istemem. Ben bir hiçim, öyleyse hiç olacakları hiç istemem. Ancak, mevcutların hepsini istiyorum.” Ne kadar zor bir talep değil mi? Fakat çok da kolay: mevcudatın sahibinin yaveri olunca insan mevcudatın tamamının da sahibi olmuyor mu? Her an bitebilecek bir hayatta boynuna bir kravat takıp göğüslerini şişirerek yürüyenlere acımak gerek. Hele filozofların kaçmak için yarıştığı makamlardan küçük birini yanlışlıkla yakalayıp da, kalçalarını dalgalandıra dalgalandıra gezen erkek bozuntularına ne demeli? “Dünya malı elde iken deme ‘var mı ben gibi’ Bir muhalif rüzgâr eser, savurur harman gibi.” Yoruma gerek var mı? Filozof bir gün öğrencilerine nasihat ederken şöyle der: “Bakın çocuklar, ben sizin ulu bir ormanda kusursuz bir çam ağacı gibi olmanızı isterim. ‘Olamam, ancak ot olabilirim’ diye düşünüyorsanız da kederlenmeyin. Ancak derenin kenarındaki en diri ot siz olmalısınız.” Hayatı kavramanın ve erdemin zirvesi olsa gerek. Yaptığımız işin ne olduğu önemli değil aslında, mühim olan yaptığımız işi iyi yapabilmektir. Makam, servet, sağlık, ömür, evlatlar… Hepsi boş.. Olmazsa olmaz ancak olmasıyla da gurur duyulmaz fani şeyler işte… Ne zaman biteceği bilinmeyen ömür “tık” diye bitince toprağa uzatıp gidiyorlar insanı… Sen gittikten sonra ha üç gün ağlanmış, ha üç yıl ne fark eder senin için… Hiç ağlanmazsa, senin yatış stilin mi değişecek? Hayatı kavrayamayanlarla paylaşmak zorunda olduğunuz hayat bazen sizin için elem verici olmaya başlayınca insan böyle uçuk düşünmeye başlıyor sanırım. Hayata sımsıkı sarılmaktan yanayım… Hayat, denizde tutunulan kalas gibidir. Sahile çıkınca da o kalası yakar ısınırız zaten… Fanilere minnet duymamak ne kadar zevklidir. Bu haber 267 defa okunmuştur.
|
GALERİ |
||||||||
|
2010 RizeMEDYA.com Tüm Hakkı Saklıdır Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||